terete

Devlet kanalı TRT-1′de yayınlanan belgeselde, suikaste kurban giden gazeteci yazar Hrant Dink Maraş Katliamı’nın sorumluları arasında gösterildi. TRT-1′de yayınlanan “Şahların Labirent”i belgeselinde 11 kişinin öldürüldüğü Maraş katliamı da konu edildi. Olaylarla ilgili ayrıntıların ve fotoğrafların ekrana getirildiği belgeselde katliamın bir numaralı ülkücü sanığı Ökkeş Şendiller’in görüşlerine yer verildi. Şendiller röportajda, Maraş’ta yaşananların bir Alevi-Sünni çatışması olmadığını, işin içinde Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu sol örgütlerin (TİKKO) bulunduğunu söyledi. Şendiller ayrıca, “Hrant Dink ve arkadaşlarının örgütleri bu işleri yaptı. Zaten olaylarda ölenleri arasında yer alan 6-7 tane sünnetsiz cesedin Alevilerle, Sünnilerle ne alakası var?” dedi.

aferin.

{ 0 yorum }

alakasızlar

evet! biz alakasızlarız. alakalı olmamız için bize dayatılan birçok varoluş şeklini reddedip kendi hayatlarımızı yaşamak istediğimiz için alakasızlarız.

“anarchy in the izmir” gibi alakasızlar.

{ 0 yorum }

Gerçekten öyle mi görünüyo yoksa bu gözlük mü bozuk?

En çiğ aşk şarkılarında savaş metaforları ne kadar da çok kullanılıyor. Bunlar klişeleşmiş (özellikle şebnem ferahınkiler) olduğu için biraz huylandırıyor tabi. Kötü ve uyduruk bir abartmayla yapıldığı için belki. Yine de bu metafor ustaca çevrildiğinde aşk ile savaşı bir tutan şiirler biraz yerine oturur…

Yakıp yıkan, işgal/istila eden, ateş edip öldüren, vurgun soygun yapan aşıklar… Kadın erkek ilişkisinin doğası gerçekten de böyle mi? mücadele ve savaş içinde mi geçiyor, yoksa mücadele ve savaştan başka şey görmediğimiz için başka metafor mu bulamıyoruz? balığın suyu anlatamaması ama her söylediğiyle de suyu anlatması gibi…

{ 0 yorum }

c sınıfı ekşın filmleri ve dövülen araplar ve çak noris

Arap erkekler sabah kalkar kalkmaz namaz kılar ve hemen,”hele abudullah bugün kötülük yapmak için ne güzel bir gün değil mi?” diye sorarlar birbirlerine-bakar bakar bakar durarak- çak norisi hesaba katma(ndudan)dan.Oysaki o sarı sakallarıyla,dandik tekmeleriyle ve keleşiyle beklemektedir bu beyinsiz arapların cihadını.

Arap erkekler mutlaka bir kadın kaçırır ve bu kadın şort giymiş moğcera dolu ( ameğğğrika,selam rafet ağbi) bir sarışındır,feyktir meyktir ama sarışındır(candır yani).

Bu beyinsiz arapları haşemata çevirmesi uzun sürmez çakın ( bi daha görmiyim daaalın şimdi sieee).

İşte bu c sınıfı ve arapları terörist,kadın düşkünü ( lan olum kadın sevmenin ve bunda aşırıya gitmenin arabı isveçlisi olmaz lan,kan değil kadın hayattır,tır,long vehicle,küçükken uzun vehici derdik),pis kokan vs.bir grup sapık olarak gösteren filmler yıllarca dini kanallarda bile oynadı.tgrt tivi yayına başladığı ilk zamanlar da yayınlıyordu böyle filmleri.amaaaaa her ne hikmetse bu aptal araplar öyle iyi organize olmuşlar ve öyle muhteşem bir plan yapmışlar ki gidip yunaytid siteytsin iki dişini sökmüşler…

olmadı çak diyorum..olmadı noris diye de ekliyorum ….hikayeymişsin hacı…otur bursa üzerinden 2

{ 0 yorum }

100 temelsiz eser

___

Milli Eğitim Bakanlığı?nın 100 temel eser saçmalığına giren Tolstoylar,Turgenyevler,Dostoyevskiler,Ahmet Rasimler,Halide Edib Adıvarlar,Orhan Veliler,Kemal Tahir,Gustav Flaubertler,Cengiz Aytmatovlar,John Steinbeckler,Jack Londonlar vs.acaba bu listeden çıkmak için neler yapardı?

Bilinmez

Ama bu listede bir Anayurt Oteli vardı ki?eyvah eyvah! Tavayla kafasına vurarak öldürülen kediler,?off köpek eşliğinde düzülen odacı kadınlar,gecikmeli ankara treniyle gelen kadınlar,intihar bölümü,iç çamaşıra bulaşan spermler..Zebercet?in kısa ve acılı hayatı ( selamlar fatih akın) Bu roman veya bana göre uzunöykü hayatımı değiştirmiştir tek kelimeyle,çift kelimeyle ise bu değişim nerede bitecektir bilmiyorum?

Bu yüz temelsiz eser saçmalığından çıkarılan Anayurt Oteli adlı dehşet karanlık ( zebercet vs.gregor samsa yazısı geliyor bu arada) başyapıt sinemaya da aktarılmıştı.İzlemedim hiç ama Zebercet rolünde Macit Koper oynamış ( god bless wikipedia!).İzlemek isterim.

Milli Eğitim Bakanlığını bu kararındn dolayı kutluyor ve darısı listede ki diğer isimlerde diyorum.

{ 8 yorum }

dinamo geri döndü

1971 yılında kurulan ve taraftarlarınca ‘Dinamo Mesken’ olarak adlandırıldığı için 12 Eylül askeri darbesinin ardından, ‘Milli değerlere açıktan saldırı’ gerekçesiyle kapatılan Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü’nün o dönemde yargılanan futbolcuları, kulüplerini yeniden hayata döndürdü. Eski günleri unutamayan ‘Dinamo Mesken’ sevenler, yine aynı olumsuzluklarla karşılaşmamak içinde kulübün adını ‘Meskenspor’ olarak tescil ettirdi. Aralarında Sanatçı Erkan Can’ın da bulunduğu eski adıyla Meskenspor taraftarları, ilk etkinlik olarak hafta sonu Bursa’da tanışma yemeğinde bir araya gelecek.

Bursa’nın 1970′li yıllarda ‘Solcu’ semti olarak bilinen Mesken’de 1971 yılında bir araya gelen mahallenin gençleri ve ileri gelenleri spor kulübü kurmaya karar verdi. Yapılan girişimlerden sonra kurulan kulübe Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü adı verildi. Takımın başkanlığına o dönemde 30 yaşında olan Tunçkanat Yeğin getirilirken, Antrenörlüğü ise Bülent Merey üstlendi. Futbol ağırlıklı kurulan kulüp, amatör lig maçlarında aldığı başarılı sonuçlarla önce mahalle sakinlerinin daha sonra da Bursa’nın ilgi odağı oldu.

Mahallenin solcu olması, o dönemlerde Dinamo Kiev’in rakiplerini gol yağmuruna tutması ve Bursaspor ile bir de karşılaşma yapmasından sonra, Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü de taraftarlarınca ‘Dinamo Mesken’ diye anılmaya başlandı.

dinamo mesken demiştik evvelinde

{ 2 yorum }

nihat doğan style

“Ben veliler içinde deli, deliler içinde veliyim. Aslında delinin tekiyim! Aslında biraz aklı çalışan insanın benim söylediğim sözlerden yola çıkarak bazı şeyleri anlaması lazım. Benim sözlerimin içinde ince mesaj vardır. Onu anlamaları lazım.”

Bu ülkenin özgürlüğü, bağımsız Türkiye, sosyal devlet anlayışında bizlerin de var olması için siyaset dedim. Bu bir hayata bakış açısıdır.

ve nihat doğan da ak parti‘den siyasete atılır.

{ 1 yorum }

metrodaki kemancı

Metrodaki kemancı…

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

http://www.washingt onpost.com/ wp-dyn/content/ article/2007/ 04/04/AR20070404 01721.html adresinden izleyebilirsiniz de…

{ 11 yorum }

travma

Hafızam beni yanıltmıyorsa iki sönce ölmüş ve bu çukura gömülmüştüm.Dirilerin sağır olduğunu ilk kez bu çukura konurken anlamıştım.Tepemde selvi ağacı huşu içinde  devinirken inceden inceye artan karanlık göz kapaklarımda bir travmaya neden olmuştu.Ölümle uyku arasında olduğu iddia edilen farkların palavra olduğunu bu çukura girdikten birkaç gün sonra farketmiştim.Ölüm sadece biraz soğuktu ve uyku ise sadece yeteri kadar derin değildi.Ancak her ikisi de bedenin anlamsızlaşması ve ruhun uçup gitmesiydi,hepsi buydu…

Tabutun kırık yerinden içeri sızan toprağı elime almış,biraz tükürükle yoğurmuş ve sonra sağ el baş parmağımla tabutun kapak içine bir hikaye yazmıştım.Burada anlatacağım hikaye o hikayedir.
okumaya devam et »

{ 0 yorum }

syntax error

başta türkiye komunistleri olmak üzere, tüm dünya komunistleri; yoldaş mao zedong’un şahsında; marksizme, leninizme yönelen, revizyonist, troçkist kırması, menşevik alaşımı yeni oportunist cepheyi de yerle bir edecektir.

yaşasın marx, engels, lenin, stalin ve mao zedong yoldaşların ışıklı yolu.

“öcü gibi korkuyorlar mao zedong yoldaşımdan” temalı bu parçayı dinlerken ben “syntax error” verdim.

ozan rençber - mao zedong @ mediafire

{ 2 yorum }

amor, mujeres y flores - 1988

yani love, women and flores. çiçeklerin ihracat sıralamasında üçüncü olduğu kolombiya’da çiçek üretiminde zehirli tarım ilaçlarının kullanılması sonucu işçilerin yaşadığı problemler, küreselleşme, çevrecilik, sosyal mücadele ve latin amerika.

bulunması zor bir belgesel ama denk getirirseniz kaçırmayın.

amor, mujeres y flores

{ 0 yorum }

zattirizat - stencil in eskişehir

Eskişehir için böyle bir projemiz var. Hatta az da olsa uygulamaya da başladık.Yaptığımız işleri yavaş yavaş

www.zattirizatstencil.deviantart.com adresine yüklücez.

Adreste bulunan gaz maskesinin ( Sokakta bulunan şeklinde ) üzerinde normalde polis öldürür yazıyor.

Yakın bir zamanda hızlanmayı düşünüyoruz.

Yaptığımız stencillartın altına da küçük bir şekilde zattirizat diye spreyliyoruz. Görürseniz şaşırmayın :D şen kalın yakında görüşmek üzere :D

{ 3 yorum }
pazar konserdeyiz
  • giriş işlemleri

  • son yorumlar

  • ...

    Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla birşeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama? c.b