25 ekim 2008 . kemancı. 16:00′da kapılar açılıp pogolar başlıyor. girerken cebinizden 10 lira alıyorlar. 18 yaşından küçükler toz oluyor. gitme fırsatı olup gitmeyene püü diyoruz, kendiniz kaybedersiniz.
ömer kuantum sever. ömer kuantum yer.
ikizler paradoksu
ikiz kardeşlerden biri sabit hızla ve ışık hızına yakın hareket eden bir uzay mekiğine konar. diğeri dünyada kalır. belirli bir zaman sonra mesela 5 yıl sonra birbirlerine baktıklarında mekikte olan kardeş, dünyadaki kardeşini gözler ve kendisi için 5 yıl geçmişken dünyadaki kardeşi için 1 yıl geçtiğini görür. dünyadaki kardeş uzaydaki kardeşine baktığında ise kendisi için 5 yıl geçmişken uzaydaki kardeşinin 1 yıl kadar yaşlandığını görür. burada paradoks birinin 5 yıl diğerinin 1 yıl yaşlanması değil. olayın bakıldığı yere göre değişmesidir.
dipçik notçuk:
yazarın hissiyatı:gaza gelmeyelim azcık hoşgörülü olalım.
Irvine Welsh - Tutkal
Tutkal, Edinburgh’un gecekondu ıslah çalışmaları kapsamında yer alan bir kenar mahallesinde yetişen dört arkadaşın öyküsüdür; onları 30′lu yaşlarına dek bir arada tutan sadakatin, deneyimlerin ve sırların öyküsü.
Bir yanda 70′li yıllardan yeni yüzyıla, punk’tan techno’ya, hızdan uyuşmaya evrilen yaşamlar, diğer yanda ağır bir sınıf, kültür, çevre ve aile baskısı altında verilen hayatta kalma mücadelesi. Bu dört arkadaşı birbirine bağlayan; kentsel dönüşüm projesi ile okulun şekillendirdiği arkadaşlıktan ziyade, bunlardan sıyrılıp kurtulma arzusu; birbirlerine karşı, “arkadaşlarını kolla, kadınlara el kaldırma ve en önemlisi asla kimseyi ispiyonlama” ilkesine dayanan sokak ahlakının, tutkal misali kaynaştırdığı sadakatleriydi.
zine library
her türlü karşı hareketin yayın organlarına online ulaşım. her fanzincinin bukmarklarında bulunması gereken bir eser. pek faideli;
sitüasyonist enternasyonal
“bu kitabı, gösteri toplumuna bilinçli bir şekilde zarar vermek amacıyla yazıldığını göz önüne alarak okumak gerekir.” guy debord
altıkırkbeş tribi. copyleft paylaşımı olduğu da söyleniyor ama ben bulamadım şahsen. almak isteyenlere buradan baya bir indirimli;
go banksy go
Bir önceki sergimde bir hayvanı sömürerek kazandığım parayla hayvan sömürüsü hakkında yeni bir sergi hazırladım.
kolektif.
yani ortaklaşa. en azından tdk öyle söylüyor. ben de etilen kolektiftir diyorum ya da öyleydi demek en doğrusu. bu işe giriştiğimden beri söylediğim tek şey birlikte yapalım, bir arada olalım, herkesin sesini çıkartalım yönünde oldu. (ne demiş birileri; if the kids are united) ulaştığımız sonuç ise ortada; yazılan mesajların %75′i tarafımdan yazılmış. ciddi şekilde canımı sıkan bir oran olmakla birlikte problem nerede göremiyorum açıkçası. ben de mi, sistem de mi, hitap edilen kitlenin bakış açısı ve sayısında mı, insanların kendilerini ifade etmek istememeleri mi ya da herkesin zaten birer blogu var yazıyoruz bir şekilde demesi mi, söyleyecek sözü olmaması mı, organlarının isteklerini karşılamak için arkadaşlık sitelerinin çekiciliğimi bilmiyorum ama bir yerde ters giden birşeyler var. bu yazıya fazla yorum gelmeyeceğini de bilerek;
artık bireysel.
che ya da feyyaz . zeki demirkubuz
büyük beşiktaş’ın sevgili futbolcularının farkına varması gereken şeylerden biri. beşiktaşlı olmanın ne demek olduğunu anlamaları için sabah akşam okutmak gerekir.
yıllar önceydi. bir akşam uzun zamandır görmediğim annemleri ziyarete gittim. gece,o zamanlar 12 yaşlarında filan olan kardeşimin odasını paylaştık. yerimi yadırgadığım için sabah ezanında uyanmışım. evdekileri uyandırmamak için kalkamadım tabii ve yatağımda, sessizlik içinde beklemeye başladım…
sıkıntıdan yıllar önce benim, artık kardeşimin olan odamızı incelemeye, burada geçmiş yıllarımı, gençliğimi, anılarımı düşünmeye başladım. benden sonra pek bir şey değişmemişti. köşede eski bir büfe, üstünde yattığımız karşılıklı iki çekyat, yerde çocukluğumdan beri kullandığımız isparta halısı ve boyaları dökülmüş duvarda bir benim, bir de che’nin gençlik fotoğrafları…
düşünce suçu
insan düşünen, düşünen ve, düşüncü suçu’nu icad eden bir hayvandır | met üst
günah çıkartma
genç fenerbahçeliler (gfb) günah çıkarmış;
itiraf ediyoruz kullanıldık, ancak değiştik, değişmeye devam edeceğiz.
yazının tam metnini gencfb.org‘da bulabilirsiniz. tribünle az çok ilgilenen bir çok insanın bildiği bu durumun resmileştirilmesidir bu yazı. benzer yazının tarihlerini ve isimlerini değiştirerek diğer tribün gruplarına gönderseniz altına direk imza atabilirler kanımca. dönen bu rantın üzerine karşılıksız seviyoruz demek ne kadar inandırıcı?
futboldan zaten soğuduk, birkaç yıl içinde tribünden de tamamen soyutlanacağız gibi gözüküyor.
voksne mennesker
oğuz atay‘ın değil, noi albinoi‘den bildiğimiz dagur kari‘nin tutunamayanları. neden tutunamayanlar anlamak güç olsa da (dark horse) minimal sinema anlayışı ve dinginliğiyle budur dedirtiyor bana. izlenmesi kamu yararınadır.

