Her donkişotun bir yeldeğirmeni vardır
Benim ki Heybeli’de
Yarı yarıya yıkık
Üstünde
Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
Kocaman
TÜRKIYE HALK BANKASI
Yazılı
Vallahi billahi de
Beş kuruş almadım o reklam için
can yücel
rahat uyu can baba.
Her donkişotun bir yeldeğirmeni vardır
Benim ki Heybeli’de
Yarı yarıya yıkık
Üstünde
Kırmızı üstüne beyaz beyaz harflerle
Kocaman
TÜRKIYE HALK BANKASI
Yazılı
Vallahi billahi de
Beş kuruş almadım o reklam için
can yücel
rahat uyu can baba.
Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.Hiroşima’da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin,
şeker de yiyebilsinler.
hiroşima’da öleli 64 yıl oldu.
ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın
kendin içindeyken kafan dışındaysaçaresi yok kardeşim
her akşam böyle içip, kederlenip mutsuz olacaksın
meyhane masalarında kahrolacaksınşiirlerle şarkılarla kendini avutacaksın,
ya dışındasındır çemberin,
ya da içinde yer alacaksın.
before the rain‘de çember demişken, bir de bu açıdan bakmak lazım.
türkiyenin en çok satılan gazetesinin mutlaka farkına varacağınız bir şiir bölümü var. geçen pek kısa süreli eskişehir buluşmasında sörvayvır seslendirmişti bu harika şiirleri. toplayanı da varmış. bugün ne yayınlayacaklar diye anlamsız bir merak içerisinde oluyor insan.
-Cezayir Kurtuluş Savaşı’nda ölenleri anarak-
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.Az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.Sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.Doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.Ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.insanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.Gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
Aşacağım karaları, denizleri,
ne Avrupa’sı kalacak, ne Amerika’sı, ne Asya’sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:Üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.illâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.Adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.boris vian
…
bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanıngece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
Bugün Ondokuz Mayıs,
Mayısın ondokuzu!
Sen ey Türk istiklâlinin koruyucusu,
Sen ey ülkemizin geleceği,
Ulusumuzun gözbebeği,
Sen ey demirparmaklıklarda barfiks yapan,
Ranzalarda parende atan
Sportmen ve kahraman Türk Gençliği,
Önünde senin bütün Kilit-bahirler açık,
Ama herzaman Samsun’a çıkılmaz a,
Bu sabah da avluda volta atmağa çık!can yücel
İTÜ’de Bahar Şenlikleri adıyla düzenlenen festivalde, ulu orta içki satışı yapıldı. Aşırı alkol alan öğrenciler, eşi benzeri görülmemiş rezaletler sergiledi. Kampüsün konser alanı, içki şişesi çöplüğüne dönüştü.
yazarı 14 yaşındaki bir kıza tecavüz eden bir gazete itü’nin şenliklerine bok atmış. gençler içip, öpüşüyorlarmış. neyzen’den devam edelim;
zevkine payidar-ı yoktur bu işin
sevişin gençler sevişin
Sahte aydın gömleği giyenler kulak versin
Mesul diyen şu halkı yiyenler kulak versin
?Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler kulak versin
Kıbleye karşı yaptı alayınız çişini
Sizin gibi aydının 7′den 70′iniAlayınız Nobellik bir Orhan Pamuk’sunuz
Ve hatta bana göre ondanda yamuksunuz
Türk’ün canı yandı mı, gözleri yumuksunuz
Kör olur görmezsiniz, Ermeni’nin geçmişini
Sizin gibi yazarın 7′den 70′iniMeşhur bir Atasözüdür, domuz gönü post olmaz
Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz
Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz
Ah dostum bulmak zor Türkiye’nin eşini
Sizin gibi aydının 7′den 70′ini
tv kanalında bu şiiri okuyup alkış alabiliyor ismayil.
başka türlü bir şey benim istediğim,
ne ağaca benzer, ne buluta benzer;
burası gidi değil gideceğim memleket,
denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız!
rengi başka, tadı başka.
can yücel
Efendim hemen hemen tamamını dvdsini edinmemiş olsam da youtube’den izledim. Ve baya beğendim. Hatta yeryer tüylerim diken diken oldu. Genco erkal olsun fazıl say olsun çıkan ufak kız olsun o kadar muhteşemdi ki… Neyse izlemeyenler için yazının altına linklerini koyayım. Anlatmıyayım izleyin. Benim değinmek istediğim bölüm dünyanın kabul ettiği, bizim daha geçenlerde vatandaşlığa geri aldığımız(!) nazım hikmet gibi bir şairin şiirlerinin bestelendiği bu kadar güzel bir olayın, konuk ülke olarak katılacağımız frankfurt kitap fuarında kültür bakanı ertuğrul günay tarafından engellenmiş olması. Gerekçe de pahalı bir produksiyon oluşu. fatih terime ayda 220.000 lira, seçim yatırımı sosyal yardımlara, kömüre, beyaz eşyaya, hatta nakit paraya milyonlar yatırıyoruz ama bir kitap fuarında nazım hikmet oratoryosuna para ayıramıyoruz. Bakan’a sorduklarında “oratoryonun moskovada seslendirildiğini ve nazım hikmetin rusyayla olan bağlarının da katkısıyla çok beğenildiğini ancak almanyada sergilenmesinin o kadar uygun olmayacağını” söylüyor. Bir kitap fuarına nazım hikmet uygun düşmüyor arkadaşlar. Diyecek pek bişey de yok aslında… Neyse izlemeyenler için geliyor,piyanoda fazıl say, şef ibrahim yazıcı yönetiminde bilkent senfoni orkestrası ve devlet çok sesli korosu vokallerde genco erkal ve zuhal olcay’dan
nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor. e hala!
Ben içeri düştüğümden beri
kerem gibi
memleketim
kız çocuğu
yaşamaya dair
Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.nazım hikmet