Bu artık bizim dünyamız… Elektronun ve devre anahtarlarının dünyası… Saniyede akıp giden veri birimlerinin güzelliği… Çıkar peşinde koşuşan açgözlülerin elinde olmasaydı; son derece ucuz olabilecek, zaten mevcut olan bir hizmeti para ödemeden kullanıyoruz. Keşfe çıkıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bilgiyi arıyoruz… Ve sen bize suçlu diyorsun. Bilgiyi arıyoruz. Ve sen bize suçlu diyorsun. Bizim ten rengimiz, milliyetimiz, dinsel bağlantılarımız yok. Ve sen bize suçlu diyorsun… Sen atom bombalarını yapıyor, para için savaşlar çıkarıyor, hile yapıyor ve bizim tüm bunları kendi iyiliğimiz için yaptığına inandırmaya çalışıyorsun… Hala biz suçluyuz… Evet, ben suçluyum, suçum merak. the mentor
bir hacker manifestosu altıkırkbeş yayınlarından 10 numara bir eser daha. “nasıl hack yapılır” “msn şifresi çalma” “msn hack” “facebook hack” gibi soruları olan lamer çoluk çocuk için değil tabii ki. soyutlanma, sınıf, eğitim, hackleme, tarih, bilgi, doğa, üretim, mülkiyet, betimleme, isyan, devlet, özne, artı değer, vektör, dünya, notlar başlıkları altında anarko-sosyalist bakış açısıyla bir hacker manifestosu. okumanız tavsiye edilir.
}
*SOLuCAN Fanzin yazarlarından Aşkın Yücel Seçkin’in ilk romanı ‘Nihai’ 15 Kasım 2008- İstanbul’da ilk baskısını yaptı.
Fotokopi-Ozalit baskı-ciltli olan kitap 105 sayfa olup İstanbul içi elden dağıtım yapılacaktır. İstanbul dışındakiler için; banka havalesi,posta çeki ile ödeme yapabilirlerse kargo ile yollanabiliyor: askin_yucel@hotmail.com
Bir başka seçenekte kredi kartı ile http://urun.gittigidiyor.com/Nihai_W0QQidZZ13920122 adresinden memleketin dört bir yanına ulaştırılabiliyor.
Kitapların her biri numeratör ile numaralandırılmış olup her numaradan bir adet vardır.
Fiyatı 7 YTL
(ürünün kendisini çıkarıp yeni baskılar yapmak ve başka projeleri gerçekleştirmek için kullanılacaktır.)
“Tersine dönmüştü akreple yelkovan arasındaki ilişki.”
“Bazen bir ayna bulursun, tutulursun, bakamazsın, hareket edemezsin, köşeler kapalıdır, çıktığını sandığın otoban bir raylı sistemdir aslında…”
SOLuCAN Co. 1
http://www.sol-u-can.com - sol_u_can@hotmail.com
solucan fanzin‘den kendisiyle bir türlü tanışmak için denk gelemediğiz aşkın’ın kitabı yayınlanmış. henüz elimize geçmedi ama geçtiğinde kitap değerlendirmemizi de yazarız. gözümüz kapalı tavsiyemizdir. pişman olmazsınız.
}
Tutkal, Edinburgh’un gecekondu ıslah çalışmaları kapsamında yer alan bir kenar mahallesinde yetişen dört arkadaşın öyküsüdür; onları 30′lu yaşlarına dek bir arada tutan sadakatin, deneyimlerin ve sırların öyküsü.
Bir yanda 70′li yıllardan yeni yüzyıla, punk’tan techno’ya, hızdan uyuşmaya evrilen yaşamlar, diğer yanda ağır bir sınıf, kültür, çevre ve aile baskısı altında verilen hayatta kalma mücadelesi. Bu dört arkadaşı birbirine bağlayan; kentsel dönüşüm projesi ile okulun şekillendirdiği arkadaşlıktan ziyade, bunlardan sıyrılıp kurtulma arzusu; birbirlerine karşı, “arkadaşlarını kolla, kadınlara el kaldırma ve en önemlisi asla kimseyi ispiyonlama” ilkesine dayanan sokak ahlakının, tutkal misali kaynaştırdığı sadakatleriydi.
}
“bu kitabı, gösteri toplumuna bilinçli bir şekilde zarar vermek amacıyla yazıldığını göz önüne alarak okumak gerekir.” guy debord
altıkırkbeş tribi. copyleft paylaşımı olduğu da söyleniyor ama ben bulamadım şahsen. almak isteyenlere buradan baya bir indirimli;
sitüasyonist enternasyonal
}
“kaleci, atışı yapacak olan adamın hangi köşeyi kendine hedef alacağını çıkarmaya çalışıyor” dedi bloch. “oyuncuyu tanıyorsa genellikle hangi köşeyi hedef aldığını bilir. ama atışı yapacak olan adam da büyük bir olasılıkla kalecinin bunun çıkarmış olacağını hesaplıyordur. dolayısıyla kalecinin bugünlüğüne topun öteki köşeye gidebileceğini hesaplaması gerekir. ama ya atışı yapacak olan adam da kalecinin mantığını izler ve sonunda topu her zaman hedef aldığı köşeye atmaya karar verirse?”
yazmak bir tür şizofrenidir aslında diyor handke. “kafa”sına erişmek zor tabii.
peter handke . kalecinin penaltı anındaki endişesi
}
altkültürler üzerine yazılmış en okunası kitaptır. bir yerden bulup edinmeniz konu üzerinde fikir sahibi olmak isteyenler için büyük fayda sağlar. kitabı 2 yıl önce okumuştum daha fazla detaya giremiyorum lakin olayı tek cümleyle özetlemiş dick hebdige abimiz;
gençlerin kültürel tarzları sembolik mücadeleler vererek başlayabilir; ancak bunlar yeni değerler ve tarzlar oluşturarak; yeni ürünler, sanayiler yaratarak ya da eskileri tekrar canlandırarak sona ererler.
dick hebdige - gençlik ve altkültürleri
}
dragan babic’in türkçe’ye çevrilmiş tek romanı. vakti zamanında hakkında toplatılma kararı alınmış, sonra temize çıkmış vs. vs.
“Son Sürgün, bambaşka bir hayatı, mecvut düzeni ve onun tüm değerlerini reddetmiş olanların dünyasını anlatıyor. Gizemli, zengin ve ahlaklı uygarlıktan vazgeçenlerin, gönüllü olarak “sürgün”ü, “yeraltı”nı seçenlerin hayatına “içerden” bakıyor.”Yarın”ı olmayan bir dünyadır onlarınki…Karınlarını doyurmak için çalmaktan çekinmezler, uyuşturucuyu severler, sekse bağımlılık derecesine düşkündürler, arkadaşlıktan ise hala vazgeçmemişlerdir..Dragan Babic, toplumun içinde yaşamaktansa uçurumun kenarında seksek oynamayı seçen “anti-kahramanlar” aracılığıyla uygarlığımıza ayna tutuyor…Puslu, lekeli ve kana bulaşmış bir ayna…”
Arka kapağında böyle yazıyor, sinematik bir tadı var. sevdiği şeyleri tanıtabilen insanlardan değilim ama, bir şekilde fanzinlere temas etmiş insanların beğeneceği türden bir kitap. toplumun dışına çıkabilirsin, hatta ıkınıp mutasyonla insanlık dışına bile çıkabilirsin, ama kendi dışına ne kadar çıkabilirsin? bu soruya cevap vermiyor bu kitap, belki de veriyordur. ama ben bu soruyu soruyordum bitirdiğimde. dragan babic, hakkında kitapta verilen dışında “türkçe” bilgi bulamadım ama 68′lerden çiçek gibi bir adam.
}
andy warhol kişisini gönderdiği oyunu alamayınca 3 yerinden yaralayan biraz arızalı ablamız valerie solanas‘ın kanımca arıza kişilere özel feminizm manifestosu tadında bir eser. gerçi okuyucuyu ciddiye almaya iten bir yazılış tarzı yok ki politikadan ziyade sanat yapıtı olarak değerlendiriliyor ama anarşist yayınların en uzun süre ayakta kalanı olarak gösterilmekte. felsefe, din, büyük sanat ve kültür üzerine selamlarını söylemiş manifestoda. türkiye’de erkekleri doğrama cemiyeti manifestosu adıyla bulmak mümkün. manic street preachers ilk albümlerinde manifestoya gönderme yapmış diyerekten arkadaş sohbetlerinize katkıda bulunalım.
hasta, akıldışı erkekler… scum’ın onları hedeflediğini gördükleri zaman panik içinde büyük bubi tuzakları olan büyük anne’lerine yapışırlar ama bubiler onları scum’a karşı koruyamaz.
}
Türkiye’de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi 1978-1999″, 80′li yıllardan, 90′lı yılların sonlarına Türkiye’de Punk’ın kendini somut olarak ifade ettiği müzik ve yeraltı kaynaklarını içeriyor. Döneme tanıklık etmiş belli başlı grup ve kişilerle yapılmış söyleşiler, 100′e yakın görsel ve o dönemlere ait grupların çoğu ilk kez gün yüzüne çıkan kayıtlardan oluşan tamamlayıcı CD’si ile konusundaki bu “ilk” kitap, Punk’ın Türkiye’deki kesintili tarihini merak edenler için gerçek bir kaynak niteliğinde.
kitap gerçekten çok kaliteliydi. bir kaç hamlede okuduk. şimdide online vaziyette. hem de kitap arkası cd’de bulunan bi daha bulunmaz kayıtlarla birlikte.
turkiyedepunkveyeraltikaynaklarininkesintilitarihi
}
Popüler kültür yüzeysel ve duygusaldır. Kültür sermayesi birikemediği zaman ortaya çıkar. Geniş bir katılım olur. İnsanlar ait olma güdülerini bu yoldan ve kestirmeden tatmin ederler. Kendini ispat gibi gelişmiş kişiliklerde ortaya çıkmaya başlayacak ihtiyaçları duymak yerine, yapay kültürün boşluğunda anlamsız gülücüklerle boğuşurlar.
akın alyanak - değerler ve yaşam biçimleri
}
Zamyatin’in anti-ütopyasında petrol bazlı yiyecek yiyorlardı, geleceğe dönen bizse yiyeceklerimizden benzin yapma peşindeyiz. komik.
okumaya devam et »