leo murray hazırlamış. küresel ısınma ve iklim değişikliği hakkında en basit, en bilgilendirici ve en çarpıcı animasyonlardan biri.
resmi sitesi için;
wake up, freak out - then get a grip
türkçeye altyazılısı da mevcut;
wake up, freak out - then get a grip (türkçe)
}
daha önce konuştuğumuz anticopyright blogun türkçesi için girişimler meyvesini vermeye başladı;
Bizler;
Kapitalizmin, sanatın ve emeğin satılmasının karşısında; sanatın özgürce paylaşımının yanındayız! Paylaştıklarımızla ilgili bir sorun veya fikriniz varsa veya sizde birşeyler paylaşmak istiyorsanız anticopyrighttr@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
deniliyor. biz de elimizden gelen desteği vereceğiz. takip mesafesini yitirmeyin;
anti copyright tr
1974 yılında tunç okan tarafından çevrilmiş, türkiye’de şaşırmayacaksınız evet; uzun süre yasaklı kalmış bir film (duyduğum kadarıyla sansürün sebebi filmde yemek yerken adamlardan tekinin işemesi - türkler katiyyen pis değildir ve yenilen yemeğin soğan ekmek olması - türk mutfağı zengindir soğan ekmek ne lan). isveç’e kaçak olarak götürülen bir otobüs insanın stockholm’de yaşadıkları olarak özetlenebilir konusu. doğu-batı sentezini, sanayileşmiş toplumları ve yabancılaşmayı en basit şekilde anlatan 10 numara filmler sınıfımdan bir filmdir. ne çekildeyse o mevcuttur, bir sahne yüzlerce kez çekilmemiştir ve ayrıca filmde oyuncuların üşüme sahnelerinin gerçekçi olması için kalın giydirilmemişlerdir bu sebeple oyuncular zatürre olmuş ve çekimlere bir müddet ara verilmiştir diyerek yeteri bilgiyi aldınız, bir yerden bulup izleyin.
otobüs
}
banksy‘nin geçtiğimiz senelerde müzik marketlerindeki paris hilton cd’lerini kendi hazırladığı kapak ve index ile değiştirmesi. “ahaha süper lan” efekti ile izlenir.
the punking of paris hilton @ youtube
}
Festival 28 Kasımda başlayıp 4 Aralıkta sonra erecek. Renkli geçmesini güzel kısa filmler seyretmeyi ümit ediyoruz. Bu arada bide festivalin afişleri çok ilgi çekici. Bir fil….. olabilir tarzında . Bu afişlerden bazıları. Bir film iskender kadar baş döndürücü olabilir . Bir film ipek kadar dokunaklı olabilir. Bir film uludağ kadar görkemli olabilir. Bir film Zeli Müren kadar unutulmaz olabilir.
}
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi, yaşamı sürdürülebilir kılmak niyetiyle bir araya gelmiş bireylerin “yaşamı çoğaltacak” projeleri kolektif olarak hayata geçirme amacıyla doğmuştur, esnek yapısı ile kişilerin katılımına açıktır. Tamamen sivil bir oluşumdur ve tüzel bir kişiliği yoktur. Film festivali gibi “sürdürülebilir yaşam” konusuyla ilgili farkındalık arttırıcı çalışmaların yanında permakültür, öğrenme bahçeleri, sürdürülebilir yaşam için tasarım gibi konularda çalışmalarını bireylerin ve kurumların desteği ve katılımıyla sürdürmektedir.
sürdürülebilir yaşam
bu yakınlarında film gösterimi yaptıklarını hatırlatır, sürdürülebilir yaşam demişken bill mollison amcayı ve yabanıl’daki “masanobu fukuoka’nın doğal çiftçiliği ve permakültür” başlıklı çeviriyi de atlamayın derim.
}
Le Scaphandre et le papillon [2007]
Kramer vs Kramer [1979]
Léon [1994]
Tenacious D in The Pick of Destiny
Traitor [2008]
Iron Man 2008
isteyene cd’leri yollayabilirim. ayrıntılı bilgi, filmlerin yorumları için
kksinema.blogspot.com
Mükemmelin ötesine geçen. Bir sürü kez sömürülecek ve kollektif bir şekilde ingilizce bilenler tarafından türkçeye çevrilinmesi gereken blog.
anticopyright
black gold, isminden de anlaşılacağı üzere kahve ve kahve üzerine yapılan ticaretin etiyopya’daki üreticiler üzerine etkisini gösteren bir film. kahve borsasında belirlenen fiyatların, etiyopya’da yaşam standartlarını yükseltmeyi bırak, yiyecek ve temiz bir su bile bulmalarını sağlamayacak bir düzeyde olması herşeyin özeti. çok uluslu kahve şirketlerinin 1 kg kahveden elde ettikleri gelir 230$ iken, bunun sadece 0.12$’ının üreticilere gitmesi olayının boyutunu görmek için yeterli sanırım. kahvenizden yudum almadan izleyip düşünmenizi tavsiye ederim.
film hakkında detaylı bilgi için filmin resmi sitesi; black gold: a film about coffee & trade; ve içtiğimiz kahvenin ücreti kimlere gidiyoruz görmek için: coffee calculator.
download, black gold: a film about coffee & trade @ rapidshare
http://rapidshare.com/files/28615177/hnr-blackgold.part1.rar
http://rapidshare.com/files/28617944/hnr-blackgold.part2.rar
http://rapidshare.com/files/28620402/hnr-blackgold.part3.rar
http://rapidshare.com/files/28622933/hnr-blackgold.part4.rar
http://rapidshare.com/files/28625419/hnr-blackgold.part5.rar
http://rapidshare.com/files/28627982/hnr-blackgold.part6.rar
http://rapidshare.com/files/28629971/hnr-blackgold.part7.rar
Password: docs
ilk filmi hakkında burada konuştuğumuz zeitgeist’in ikinci filmi rahatlıkla indirebilirsiniz;
zeitgeist: addendum
Günlerdir, haftalardır beklediğimiz (ya da bize bekletilen) ADANALI dizisi başladı. Şöyle kovalamacalı, gerilimli heyecanlı bir dizi olsun dedik. Oktay Kaynarca iyi oyuncu ne de olsa. Zaten Kurtlar Vadisi ondan sonra tat vermemişti. Yıllar sonra da iyiler tarafında olacaktı. Dedik bakalım polis şiddeti ne kadar meşrulaştırılacak, dedik kesin bi sürü terörist imha edilecek felan (bunları derken de tabi dizi sektörünün anasına ağza alınmayacak laflar da ediyorduk)
Neyse efendim, ilk bölüm. Kötü dizilerden en kötüsünün ne kadar kötü olabileceğini tahmin bile edememişiz. Ulan her şey bir yana ağzına sıçtığım bir senarist filmin kötü adamını bir kızla tanıştırdı. Ama nasıl bir tanışma. Yarabbim sen bu diziyi dünyanın en kötü dizileri listesine koyma, beni koy. Hayır senaristi koy. Rabbim sen Adanalı dizisinin senaristini liseli bir zebaniyle beraber yak.
Her şey bir yana senaristin liseli takıntısı var. Ya da liseli sevgilisi var. Ya da senarist liseli. Filmin kötü karakteri bir kıza arabayla çarpıyor ve birbirlerine aşık olma boyutlarına geliyorlar. Hani çocukken bisikletle sokaklarda dolaşırsınız. Bir kaç sokak ötede dolaşırken aklınızda çocukça boş fikirler geçer. Kızları düşünüyorsunuzdur, pipinizi düşünüyorsunuzdur, başkalarının pipisini düşünüyorsunuzdur. Kankanız eğer kız olsaydı size verirmiydi diye düşünüyorsunuz ne bileyim bir oyun almışsınızdır ve bölümü nasıl geçeceğinizi düşünüyorsunuzdur. Aniden kafanıza bir top çarpar. Ama hayvan gibi çarpmıştır. Hışımla dönersiniz ve kafanızda dolaşan tüm pipileri, tüm oyunları ne bileyim tüm kızları topu atanın münasip tarafına sokmak istiyorsunuzdur. Döndünüzya karşınızda bir kız.
Aşk mı başlayacaktır yoksa? Kız zaten size aşık. Siz de aşık olacak mısınız? Kızın gözü çok mu güzeldir. Yok canım. Fantazi insanı mısınız? “Manyak mısın lan gerizekalı” der ve bisikletinize atlar gidersiniz.
Kıza aşık olursanız durumunuz çok fena. Senarist olur ve Adanalı dizisini çekersiniz. Buna başarı derseniz hayattaki tek başarınız bu olur.
Taha Eymir
(http://kksinema.blogspot.com adresinden film yorumlarımı okuyabilirsiniz.)
}