tüm varlığıyla noluyon lan burda dedirten şahsın, noluyo lan burda’dan ibaret olmadığı ortaya çıktı. kültür şoku gibi değil gibi. yorumcu ne der bu işe bilemiyorum.
kargafanzini var ~ kağıt kokulusu mevcut mu, bi dönemki karga fanzinle alakası var mı bilemedik?
kafka kafası da var.
İsmi lazım değil Erkan adında bir arkadaşım kurye olarak çalışırken bir gün fransız konsolosluğunun önünde görmüş ilyas salman’ı,ağlarken üstelik.Zaten ilyas salman’ı görmek büyük bir olay değil aslında.Mesela bir yakınımız onu görse söylemez bile.İlyas Salman ilyassalmanicus hastalığına yakalanmıştır yıllar önce.Adamda bir kompleks,bir dışlanma psikolojisi var.Halbusi,o ilysa salman ki selvi boylum al yazmalım da türkan şorayı az mı kovalamıştır ey okuyucu:( şimdi bu satırları götümün güneş görmemiş yerleri kadar ( evet ameleyim ne var,param yok tatile gitmedim ömrü hayatımda) beyaz wordpress sayfalarına yazarken fonda selvi boylum al yazmalımın original sondtracki çalıyor ki öyle böyle değil:( O İlyas Salman ki ‘battal gazinin sol testisi’ filminde posthuman bir performance sergilemişti.*Geçenlerde gördüm İlyas Salman’ı.Cem Yılmaz’la ayaküstü cem yaparken aynen şöyle dedi,”benim karıyı boşayıp seni alırım haaa!” Zira Cem Yılmaz küpe takıyordu ey çikita ajdara can veren allahım:( Cem Yılmaz kızdı tabi ama belli etmeden sıvıştı panikle.Medya da ilyas salmanı suçladı tabi böyle lakırdı edilir mi kuzum diyine.Edilir,edilir validesine mahalle baskısı yapayım lan,ilyasa salman cem yılmaz gibi zırt ve pırt periyodlarında görünüyor mu ekranlarda? Siz ilyas Salman’ın konuşmayı unutmadığına şaşırın lan önce.Adam gözüne ışık tutulmuş davşan gibi apışıp kaldı lan gameraları kendisine yönelmiş görünce…( aslında gameralar cem yılmaza yönelmişti de ilyas salman’da sebeplendiydi little bit) milletçe niye böyleyiz olum biz lan? niye sanatçıları böyle kolayca harcıyoruz.ilyas salmanı internetten mi indirdin de değerini bilmiyorsun? hele göster bana ilyas salmanı dışladın da yerine kimi kodun? hatta kim kodu? velhasıl-ı kerim zor iştir ilyas salman olmak..öyle being john malkovich demekle bitmiyor iş.. con malkoviç türk olaydı dizilerde oynuyodu şimdi…yaprak dökümünde mesela böyle kaşlarını dafi dak gibi oynatarak.ilyas salman sarı mersedeste süperdi bence…tabi filmin adalet ağaoğlunun aynı adlı romanından senaryolaştırılması da var.
ilyas salman sana açık mektubumdur keep the faith hacı…oskar alacan rüyamda gördüm yeminlen:(
işte sarı mersedeste ilyas salman
* ne geçenleri lan kafadan 4 ay oldu
Adnan Oktar kimdir? Site kapatır,kendi geçmişini yok sayarak,bir anlamda geçmişe sünger çekerek,”ne maymunu,ne evrimi lan,ilk insan sakallı makallı takım elbiseyle,orkidle doğdu…” gibi bir yaratılışçı dünya görüşünü savunur…savunsun bana ne! ama ben ilk tanımdayım…site kapatma olayında…şimdi bu adnanın birçok küçük adnancıkları eminecikleri var….adnan diyor ki,”layyn ne lan bu site evrim mevrim …hemen başvuralım mahkemeye böyle 2000 bin kişi kapansın anasını satayımm bu site …tekbiiirr allahu ekber !” ve adam bir şekilde başarıyor..başarır tabi…öyle yargıya böyle adnan…hatta adnan değil ednan derdi eskiler…peki ben bu adamla niye sevişmek istiyorum hacı? istiyorum,çünkü sakallı erkeklerden hoşlanıyorum ne var yani hoşlanamam mı? tamam ben bir erkeğim..heteroyum ama adnanın tanrısı içime ipneselyum sekizbinkırk geni koymuş hikmetinden sual olunmaz,gurban olduğum almighty…adnan sana açık mektubumdur…ben sana kafayı taktım abisi..benim olacaksın…evinin yaratılışçısı yapacam seni…ha bu arada adnan yavrum sen başlı başlına kanıtsın lan evrime..
işte adnanımın haşin bir resmi parçalarım diyor adeta
Komünist Rusya çürük diş misali sallanırken bir Rus üst düzey yetkili kendisiyle röportaj yapan bir Türk gazeteciye şöyle demiş,’’siz ve Amerika Rusya’da komünizm yıkılsın diye çok uğraştınız ve başarmak üzeresiniz…ama size dostça bir uyarım olacak..eğer Rusya’da komünizm yıkılırsa ortadoğu ve doğal olarak sizin ülkeniz bir daha asla huzur bulamayacak…ortadoğu etnik grupların savaşlarına tanıklık edecek…”
Bu yetkili kahin değil sadece ileri görüşlü biriydi.Haklı çıkması bu yüzdendir.
Ben türbanlının türbanıyla istediği yere girme hakkını savunurken,o türbanlı benim içkime karışıyorsa,sakalıma,giyimime bakıp bana adam olmamış serseri olarak bakıyorsa,ben isteyen istediği inancı özgürce yaşasın diye savaşırken bir müslüman benim ateist dünya görüşüme saldırıyorsa…Ortada bir sorun var demektir..Bakın şimdi dini içerikli blogspot bloglarının kurucuları kızıp köpürüyorlar.Hani popüler bir tv dizisindeki karakterin dediği gibi,,”Avrupada bu yok!” diyorlardır eminim..Evet doğru Avrupa’da bu yok…Çünkü bir avrupalı, yılan kendi ayakucuna gelince rahatsız olmuyor…Bıyıklı,bıçkın dizi karakterleri,giderek muhafazakarlaşan bir yeni nesil,dinci milleyetçi ortasınıf burjuvaların cirit attığı bir ortam…
blogspot gitti…sonra wordpress gidecek,google gidecek,daha sonra Tıpkı Çiller döneminde olduğu gibi radyolar,özellikle aykırı ,yani iktidarla savaş halindeki radyolar gidecek,tv kanalları gidecek…(görece)çok sonraları ise giyim ve yaşam tarzlarımız gidecek…
okumaya devam et »
abd’nin savaş masrafları artı krizin uğratacağı zarar eşittir 6 trilyon dolar.
bize teğet geçti, hamdolsun iyiyiz.
denir. halkı uyutmaya, günü kurtarmaya yönelik hamleler yapılır, seçim öncesi de muhakkak bir önceki iktidara bok atılır. onlar kötüydü biz düzelttik denir. gelir seviyesi dağılımındaki uçurum bambaşka boyutlara ulaşırken iktidar sahipleri keyfini çıkarır, vatandaş güdülmeye devam edilir. lir.ir.r…
}
Aptallların zeki insanlar içinde kabul görmek için gülmeyi bilmeleri gerekiyordu.Fakat aptallar kazandı.Şimdi zeki insanların kabul görmek için küçük hesaplar peşinde koşmayı ve teslimiyetçiliği bilmeleri gerekiyor.
manifestosunda “risk almaktan kaçın ve ölün, sağlam bir duruşunuz olsun, yaltaklık yapmayın, kontrolden vazgeçin, düşman edinin, tüketiciyi özendirin, kim olduğunuzun farkında olun, derim araçlarını kullanın” gibi maddeler içeren yeni bir kavram imiş.
pank yapıp, pank düşünüyormuşsun. o neyse.
punk marketing
}
Aramızda yoğun bir elektriklenme olduğunu sanmıyorum, bundan kaçınmıştık sanırım, belkide yeniden aşık olmaya korkuyorduk, birbirimize yada bir başkasına yeniden aşık olma limitimizi tüketmiştik. Ben kimseye güvenmiyordum, aşk istemiyordum, sekste istemiyordum, kısmen aseksüel sayılırdım. o biseksüelliğe doğru kayıyordu, beni ilgilendirmiyordu cinsel tercihi, benimle hayatının sonuna kadar sevişmeyedebilirdi, onu yatakta düşlemiyordum hiçbir zaman. Pardon, yatakta düşlüyordum evet, ama çıplak olarak değilde, yatağın üzerine bağdaş kurmuş otururken düşlüyordum, bende karşısında oturmuştum. Müzik dinliyor sohbet ediyorduk. Sabahlara dek sohbet. Hiç sıkılmadan. Yada bir film, onun seçtiği bir filmi izlerdik. Ben uzaktım sinema dünyasına, ama onunla en kötü filmi bile eğlenceli kılabiliyorduk, bir şeyler çıkartıyorduk mutlaka, gülünecek yada üzerinde tartışılabilecek bir şeyler. Böylece akıyordu günlerimiz. Sevgili olup olmadığımızı bilmiyorduk, galiba değildik. daha çok, birlikte yaşayan iki ayrı insandık. Cinsiyetimiz yoktu birbirimize karşı. Evlimiydik bilmiyorum. Ailelerimizin iç huzuru ve bizim kafamızın rahat olması için evlenmiş olabilirdik. Ama birimiz karı ve diğerimiz koca değildi. İki sıkı dosttuk sadece. Ve yaşıyorduk bu hayatı, son damlasına kadar yaşayacaktık, gülecek, ağlayacak, kavga edecek, gezip dolaşacak, ve hep birlikte olacaktık. Ama söz vermemiştik hep birlikte olacağımıza dair. Hiçbir konuda birbirimize söz vermemiştik. Ve soru sormuyorduk asla. Birimizin yaptığı herhangi bir şeye, bir diğerimiz ?neden? diye sormazdı. ?neden böyle yapıyorsun, niçin böyle davranıyorsun?. Yoktu bunlar, sorgu yoktu, eleştiri yoktu. İkimizde kendi hayatımızı yaşıyorduk aslında. Bazen dışarıya beraber çıkıyor, bazen tek başımıza başka arkadaşlarımızla oluyorduk.
okumaya devam et »
}
herşeyi yok eden edebiyattır. herşey onda, içinde var olur ve bu varoluş aslında adlandırılan şeyin yok olduğunun kanıtıdır. eğer ‘kitap’ denen şey gerçekten var olsaydı, onu adlandırmak zorunda kalmayacaktık.
ikizler paradoksu
ikiz kardeşlerden biri sabit hızla ve ışık hızına yakın hareket eden bir uzay mekiğine konar. diğeri dünyada kalır. belirli bir zaman sonra mesela 5 yıl sonra birbirlerine baktıklarında mekikte olan kardeş, dünyadaki kardeşini gözler ve kendisi için 5 yıl geçmişken dünyadaki kardeşi için 1 yıl geçtiğini görür. dünyadaki kardeş uzaydaki kardeşine baktığında ise kendisi için 5 yıl geçmişken uzaydaki kardeşinin 1 yıl kadar yaşlandığını görür. burada paradoks birinin 5 yıl diğerinin 1 yıl yaşlanması değil. olayın bakıldığı yere göre değişmesidir.
dipçik notçuk:
yazarın hissiyatı:gaza gelmeyelim azcık hoşgörülü olalım.
gizemli İngiliz grafitici banksyânin çalışmaları yüz binlerce sterlin etmeye başlayınca duvarlar, kapılar yerinden sökülüp müzayedeyle satılmaya başlandı. Şimdi sanatçı bunu engellemenin yollarını arıyor
grafiti, duvarında güzel
yok artık demekten başka birşey diyemiyorum. mavi ekran çıkartabilsem çoktan çıkartmıştım.
}