etiket: anlamsız

nihat doğan style

“Ben veliler içinde deli, deliler içinde veliyim. Aslında delinin tekiyim! Aslında biraz aklı çalışan insanın benim söylediğim sözlerden yola çıkarak bazı şeyleri anlaması lazım. Benim sözlerimin içinde ince mesaj vardır. Onu anlamaları lazım.”

Bu ülkenin özgürlüğü, bağımsız Türkiye, sosyal devlet anlayışında bizlerin de var olması için siyaset dedim. Bu bir hayata bakış açısıdır.

ve nihat doğan da ak parti‘den siyasete atılır.

{ 1 yorum }

metrodaki kemancı

Metrodaki kemancı…

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

http://www.washingt onpost.com/ wp-dyn/content/ article/2007/ 04/04/AR20070404 01721.html adresinden izleyebilirsiniz de…

{ 11 yorum }

travma

Hafızam beni yanıltmıyorsa iki sönce ölmüş ve bu çukura gömülmüştüm.Dirilerin sağır olduğunu ilk kez bu çukura konurken anlamıştım.Tepemde selvi ağacı huşu içinde  devinirken inceden inceye artan karanlık göz kapaklarımda bir travmaya neden olmuştu.Ölümle uyku arasında olduğu iddia edilen farkların palavra olduğunu bu çukura girdikten birkaç gün sonra farketmiştim.Ölüm sadece biraz soğuktu ve uyku ise sadece yeteri kadar derin değildi.Ancak her ikisi de bedenin anlamsızlaşması ve ruhun uçup gitmesiydi,hepsi buydu…

Tabutun kırık yerinden içeri sızan toprağı elime almış,biraz tükürükle yoğurmuş ve sonra sağ el baş parmağımla tabutun kapak içine bir hikaye yazmıştım.Burada anlatacağım hikaye o hikayedir.
okumaya devam et »

{ 0 yorum }

Bir yer var bildiğim!

Giriş
Biliyo musun fizikokimya’da pauli dışlama ilkesi diye bi ilke var.Sahibi Wolfgang Pauli. Diyo ki bi atomda iki elektron aynı anda aynı enerji seviyesinde siksen bulunmaz. Ama konumuzun bunla bi ilgisi yok. Biz Pauli içleme ilkesinden bahsedeceğiz. Diyo ki alamanyada türklerin yaşadğı bi apartman neo-naziler tarafından ateşe verildikten sonra ” neo-nazileri siktir edin, biz hepimiz kardeşiz” Diyoki bi dünyada iki farklı insan aynı anda aynı yerde bulunur kardeşim…

okumaya devam et »

{ 0 yorum }

ne oluyor bu gençlere?

Eğlence mekanında alkolü fazla kaçıran G.V. adlı genç kız hastanelik oldu. Yine alkolü fazla kaçıran E.Ö. adlı bayan da evini bulmakta zorlandı. Olayı görenler “Ne oluyor bu gençlere” demekten kendilerini alamadı.

sakarya gazetesi kafası, ağır kafa.

{ 2 yorum }

bir siz eksiktiniz

HAK ve Hakikat Partisi (HHP) Genel Başkanı Dursun Güneş, Erzurum İl Teşkilatı’nın açılış töreninde iktidara gelmeleri halinde tekke ve zaviyeleri yeniden açacaklarını söyledi. Başında yeşil takkesiyle konuşma yapan Güneş, “Adaletin kılıcını masaya koyacağız. Keseceğiz, asacağız. Kesmeye, asmaya geliyoruz. Devlete kurşun sıkanı asacağız, devletin kasasına elini uzatanın elini keseceğiz” dedi.
Geçen Temmuz ayında kurulan HHP, Anadolu’daki teşkilatlanmasına Erzurum’da başladı. Gürcükapı semtindeki parti binasının açılış törenine Genel Başkan Dursun Güneş katıldı. Açılış töreni sırasında parti binası önünde kurban kesilirken, bastonunu kurbanlık hayvanın üzerine dokunduran Güneş, Allah’ın ‘Fatih Sultan Mehmet’in ruhunu yeniden görevlendirdiğini’ iddia etti. Konuşması partililer tarafından sık sık tekbir sesleriyle kesilen Güneş, ‘Sultan Fatih Geliyor. Ey arzu melun çocukları, ey Konstantine torunları, yutmayız biz bu oyunları, Muhammed Fatih geliyor’ dizelerini okuduktan sonra partiyi Osmanlı ruhuyla kurduklarını söyledi. Halka ‘can suyu’ vereceklerini ve ölü kalpleri dirilteceklerini öne süren Genel Başkan Dursun Güneş, şöyle dedi:
“Onların üzerindeki psikolojik baskıyı kaldıracağız. Teşkilatımızı arslanlarla kuracağız. Genel seçime kendimizi hazırlayacağız. Allah, devleti dilediğine verir, dilediğinden alır. Dilediğini aziz, dileğinin zelil kılar. Eğer Allah nasip ederse, adalet kılıcını masanın üstüne koyacağız ve keseceğiz, asacağız. Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘kesip, asacaklar bunlar’ evet keseceğiz, asacağız. Osmanlı ruhu ile kesip, asacağız. İyi dinleyin ve yanlış yorumlamayın. Devlete kurşun sıkanı asacağız, devletin kasasına elini sokanın. elini keseceğiz. Tekke ve zaviyeleri kuracağız. Kuran kurslarını yeşerteceğiz, temiz toplum yetiştireceğiz. Bu siyaset kokmuş, çürümüştür. Bu siyaseti toplayıp çöp bidonuna atacağız.”
Genel Başkan Güneş, konuşmasının ardından  ‘Kalkın yiğitlerim kalkın’ ilahisini okurken, aralarında çocukların da bulunduğu 100 kadar partiliye tekbir sesleri arasında rozet taktı.

hak ve hakikat partisi

{ 2 yorum }

kendinize gelin köpekler biz sizin tarafınızdayız!

Yunanistan’da 15 yaşındaki Alexandros Grigoropulos’un polis kurşunuyla öldürülmesi Eskişehir’de de protesto edildi. Polis göstericilerin üzerine eğitimli köpeklerle yürüdü. Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç Sen) üyeleri gece bazı işlerlerinin duvarlarına ve telefon kutularına Alexis’in fotoğraf baskısınını yapıştırdıktan sonra dün Porsuk Çayı üzerinde köprüde pankart açtı. Tramvay yolunda yürümek isteyen grup çevik kuvvetin barikatını aşmaya çalışırken eğitilmiş köpeklerin saldırısına uğradı. Kalabalık slogan atarak dağıldı. (dha)

{ 0 yorum }

meri kırismıs

yıllardır anlam veremediğim bir şey, hala da veremiyorum. halkın %90 küsurunun müslüman olduğunun söylendiği bir ülkede insanlar niye isa’nın doğduğu gün dolayısıyla ecnebilerin dini bayramının geleneklerini alır ve filmlerde gördüklerini uygulamaya çalışır. kapitalizm, globalizm değil bence bu, bambaşka birşey. her yıl olduğu gibi bu yıl da bir çok insan evine yine “noel ağacı” alacak, yılbaşı gecesi hindi yiyecek ve kırmızı don alacak, okullarda yılbaşı çekilişi yapılacak, çılgınlar gibi tüketecek. bu durum her ne kadar brezilyaya gelen topçuların sürekli sambacı olarak geçmesi ama yurt dışına giden türk topçuların hiçbir zaman çiftetellici olarak anılmamasıyla bağdaştırılabilir ama yapmayacağım. hepinize mutlu tüketimler, ekonomiler 11 ay boyunca bu dönemi bekledi ve pek tabii ki alayımıza meri kırismıs

{ 0 yorum }

“the economist” tırsmış

“Bir anarşist enternasyonal mümkün mü? Bu ay Yunanistan’ı darmadağın eden yeni başlamış ama tutkuyla süren eylemlerin, bir uluslarüstü versiyonu?… [Y]unanistan protestoları’nın arkasındaki psikolojik itki - 15 yaşında bir gencin polis kurşunuyla vurulmasından sonra cisimleşen, bütün iktidara duyulan öfke - bolşevikleri kıskandıracak bir şekilde hemen anında aktarılabilir. Bugün görüntüler (duran ya da hareketli) kelimelerden çok daha hızlı yayılıyor, ve görüntüler doğal olarak dil bariyerlerini yıkıyor. Başta yerel bir Yunanistan olayı olarak başlayan bu protestolara duyulan sempatinin yayılması, asıl küreselleşme karşıtı hareket üzerinde büyük etki bırakır. Hareket şimdiye kadar spontan ama bir ağ şeklinde birbirine bağlı örgütlenme yerine seçilen önemli zamanlarda büyük toplanmalar gerçekleştirdi. Bu metodlar bugün eskimiş görünüyor. İktidarlar, “ağ şeklinde örgütlenmiş anarşinin” tehdit ettiği tek şey değil.”

isyandan blog çevirmiş, kapitalizmin en büyük yayın organı olduğunu düşündüğüm bu derginin ekim ayında yaşananlardan sonra kulaklarını çınlatmıştık. the economist: ekim

{ 0 yorum }

whopper virgins

whooper’ı bırakmak için en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz şeklinde duyurmuştu pek sevgili yorumcumuz abd’deki insanların whopper hastalıklarını. şimdi de big mac ile kapıştırdıkları whopper‘ı dünyada hamburger nedir duymamış, televizyon nedir görmemiş insanlara “whopper bakireleri” diyerek, “kültürlerini” tanıtmışlar, “medeniyet götürmüşler”. onların tatmalarını ve yorum yapmalarını istemişler. insanların geleneksel kıyafetleri içerisinde nasıl yiyeceklerini bilmedikleri hambugerler karşısında düştüğü durumları ve sonrasında tercihlerinin çoğunluğunun whopper’dan yana olduğu bildirilerini izlerken midem bulandı. gerildim. kötü oldum. nefret bile edemiyorum.

whopper virgins

{ 2 yorum }

i love starbucks invasion

daha önce kahve konusunda black gold başlığı altında birkaç şey söylemiştim. çok uluslu şirketler 1 kg kahveden 230$ gelir elde ederken bunun 0.12$’ının kahve üreticilerine gitmesi de o başlığı özetleyen yeterince çarpıcı bir özet ki bu çok uluslu şirketlerin başını tahmin edebileceğiniz gibi starbucks çekiyor.

ve starbucks geçenlerde yeni bir kampanya başlatmış, türkiye’deki starbuckslarda bu tür bir uygulama var mı bilmiyorum ama yurt dışında insanlar starbucks’ın belirliği bazı ürünleri alarak afrika’daki yaşamları destekliyormuş. afrika’daki durum gözler önündeyken onlar sadece sorumluluklarını yerine getirmek istemiş. satılan her bardak dünyayı biraz daha iyi hale getirecekmiş. mış. miş. mış. miş

evet sizin de farkedebileceğiniz gibi bu ucuz pazarlama stratejesi altında hem biraz damardan girer daha çok kahve satarız - ki bu kahveye alan insanlar bunu almakla kalmaz, yanına diğer ürünleri de alır, arkadaşlarını da getirir - mis gibi kriz döneminde kârımızı artırırız düşüncesinin yatmıyor olmaması ihtimali yok diyorum. ki pozitif düşünüp vay be gerçekten yardım etmek istiyorlar demek istesek bile, bütün bir kıtayı sömürüp sonra adamların üzerinden kazandığın bir şeyi geri vermek istemek, starbucks kiminle taşak geçiyor sorusunu akıllara getiriyor.

merak edenler buradan inceleyebilir;
starbucks red
merak ettikten sonra bunu da merak etmeyi ihmal etmeyin;
black gold: a film about coffee & trade

{ 2 yorum }

ihbar istatistikleri

yaptıkları iş vatana millete pek hayırlıymış gibi bir de istatistikleri sunuyorlar kalitelerini gösterircesine.

01.12.2008 itibariyle;
Alınan İhbar/Şikayet Sayısı : 32.358
Erişimi Engellenen Site Sayısı : 1.310

ihbar istatistikleri

{ 1 yorum }
pazar konserdeyiz
  • giriş işlemleri

  • son yorumlar

  • ...

    Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla birşeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. nasıl razı olunur böyle bir yaşama? c.b