yorgunluk hayatımızın lanet olası omurgası gibi.. kişisel paylaşım yok, geniş mutlu aileler yok, duvarlarını kırmızıya boyayabileceğimiz teraslı evler, keyif aldığımız, kendimizi tam hissettiğimiz, yarı zamanlı olmasına rağmen süper para kazandıran işler yok.. hayalini kurduğumuz herşey iyi kurgulanmış eğlenceli bir hollywood dizisinde veya bir italyan filminde sıkışıp kalmış. elimizde olansa hava karardıktan sonra otoyolda 120yle makaslayarak gitmek, sola sağa tekrar sağa, refleks herşey.. bir nokta olmalı ulaşılacak, dinlenilecek, ailene, birlikte büyüdüğün arkadaşlarına döneceğin, onlarla ne kadar gurur duyduğunu, mutlu olduğunu yüzlerinizde olgun bir gülümseme ve birer kadeh şarapla anlatabileceğin, belki ufak hediyeler, tamamlanmışlık.. geç kalma, yetişememe hissi olmadan.. yok işte.. büyümenin, sorumluluk almanın bu olduğuna inandırıldık çünkü..erkenden yaşlanan ruhlar.
yılların muamması, yaşlanmak..nerde başladık emin değilim hala.. klişe cümlelerin ne kadar da doğru olduğunu tekrar tekrar farketmeye başladığın noktada mı?? hayat gerçekten biz yarın için planlar yaparken başımızdan geçenler mi?? hala ümit var mı? ya da uğrunda çabaladıklarımıza eriştiğimiz o büyük gün, o hayalleri kurmuş olan kızdan eser kalacak mı?
yorgunluk, sırtımızdaki kambur.. istediklerimiz elde edebilmemiz için ödememiz gereken bedel, yol haritaları, kılavuzlar, sorumluluk ve sorumsuzluk.. herşey bittiğinde.. ya da boşver o kadar ileriyi, uyuduğumuzda elimizde ne var?? sinyallerden, farlardan bulanmış gözler, hızla akan gün içerisinde unutulduğu hatırlanan ayrıntılar.. bedeni şarj etmekten uzak, huzursuz uykularla kaçırdığımız hayat..
durmak istiyorum artık..
sağlamlaştırmaya çalıştığımız kavramlar, sevdiklerimizle oynadığımız güven oyununda düşen salak olmayacağımızı bilmek, aynı zamanda kimseyi bilinçli düşürmemek.. safety net.. sabah erken yapılan kahvaltılar, güneşi yüzümde hissettiğimde gözlerimi kısıp küfrederek gözlüğümü aramamak, kocaman, bitmeyen bir gün için iş dışında planlar istiyorum.. bu yorgunluk ruhumda kemikleşmeden önce çıkıp kurtulmak..
boktan şişko noel baba ya da karma..her ne ise.. yeni yıldan, yeni yıllardan tüm istediğim bu.. kanımdan bu şehrin, bu yılların, bu zehrin temizlenmesi ve kendi halime, kendi aileme, kendi seçtiklerime bırakılmak..
çok şey mi??
etiket: anlamsız
şans
süvarı alayımız o sabah erquelinnes köyü’ne girmişti. savaş sabah 11′e kadar devam etti. saat 11:15′te hala gelişigüzel ateş etmeye devam eden alman makineli tüfekçiyi susturduk. aslında I. dünya savaşı biteli 15 dakika oluyordu: ama başka seçeneğimiz yoktu. belki saati yanlıştı. herhalde savaşta son öldürülen alman oydu. şansı yokmuş.
eroin güncesi
otoriteden, faşistlerden, polisten , zabıtadan korkmayız; sadece ve sadece kendi beyin hücrelerimizden korkarız. gri hücrelerimizi zaptetmek, sakinleştirmek için uğraşırız. havalandırmalı yerleri sevmeyiz. üç öğün yemek yemeyiz. 40 cc su yeter bize, çok sık yıkanmayız, ama kokmayız da. kedi köpek besler , onlara da kafa yaptırırız. dans ederken birbirimizi ezeriz. güzel söveriz , terminolojimiz geniştir. sigara dumanını içimize kadar çekeriz. aklımız bel altına kaymayacak kadar yukarda takılır. acı eşiğimiz yüksektir. şişe bira içer, etiketini yırtarız. meslek odamız, sendikamız, grev hakkımız yoktur. tırnaklarımız ve saçlarımız uzun ve kirlidir. yazın bile uzun kollu giyeriz. nöbetci eczaneleri muhakkak biliriz. cocukları, delileri, tinercileri, dilencileri, cingeneleri severiz. tekel’e cok şey borçluyuz , ama tekel bize daha çok şey borçlu. wc’ye giren arkadaşımızı bir daha göremeyebiliriz. sevgi denildiğinde kitleniriz. ’size söylüyorum, biz ölmeyiz’ diye şarkılar söyleriz. insana ait olan hiçbir şey bize yabancı değil, hele ölüm hiç değil. günaydın, tünaydın, hanfendi, beyfendi, rica etsem gibi kelimeleri yaşamayız. öbür taraf varsa, orda muhteşem konserler olmalı, morrison, hendrix, cobain bizi bekliyor. ayık ya da değil, yaratıcıyız ama cesedimizle bile baş edemeyeceksiniz. vergi ödemez, oy vermez, fiş almayız; çünkü hiçbir torbacı yazar kasa kullanmaz. kısacası milyonlarcası ölmüş gri hücrelerimizle bile sizden çok daha farklıyız… kanat güler
Manzara-ül Cedid Osmanlı Republic
Ahmet Türk ev arıyor. Apartman ‘hiçte sakin olmayanlar’ı istemezük onu diyorlar. Türk misapirperverliği. 5 yaşında olsaydım inanırdım. Süper Türk, böyle pelerinle uçuyor vs.
Fatih Altaylı diyor ki, ” e hepimiz bebekken donumuza doldurduk, Einstein’da doldurdu ,peygamberler de doldurdu, yapacak birşey yok” Karşısında Emre Kongar. Emre Kongar , ”evet fatihçim haklısın , ben doldurdum küçükken ”deseydi…Aman yarabbi!
” Vatandaş soruyor, başkanım ne varmış kozmetik odada?” diye, diyor Bülent Arınç.
Tekel yan gelip yatma yeri değildir
Ayrıca jean claude van damme fanıyım 16 yıldır.
akepeli değilim …but…
http://www.chp.org.tr/ hahahaha :)
oynaklıktan, döneklikten, kaypaklıktan sorumlu devlet bakanlığı açılsın ve baykal onun başına geçsin.
2. ulusal fanzin toplaşkası
20 Aralık 2009
İstanbul.
detaylar tarih yaklaştıkça facebook ortamına düşecektir.
fanzin camiası yepisyeni bir olayla ab-ı hayat suyundan içecek bu buluşmadan sonra. mutlaka gelin, getirin.
1. ulusal fanzin toplaşkaları
28 Kasım Cumartesi
Saat : 12.30
Yer : Ankara, Kızılay, Selanik Cad. / Kitap Kurdu Kafe
29 Kasım Pazar
Saat : 13.00
Yer : İstanbul, Beyoğlu, İmam Adnan Sok. / Leman Kültür
domuz?
HALKLARIN EN GÜZEL GÜNLERİNDE SOYULMASI
Dünyada 2000 kişi domuz gribine yakalandı tüm dünya maske takma yarışında. 25 milyon insan AIDS e yakalandı kimse prezervatif kullanmak istemiyor…ÇIKAR SALGINI
Domuz giribinin arkasındaki ekonomik çıkarlar nelerdir ?Dünyada her sene milyonlarca insan malaryadan ölüyor halbuki basit bir tül sineklik onları koruyabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
Dunyada her sene 2 milyon çocuk ishalden ölüyor halbuki 23 cm lik bir serum onları kurtarabilir. Gazeteler bundan bahsetmiyor!
Kızamık ve zature ve diğer hastalıklardan her sene 10 milyon insan ölüyor. TÜm bu insanlar daha ucuz ilaçlarla kurtulabilir. Gazeteler bunlarda da bahsetmiyor. !
Bundan yaklaşık 10 yıl önce kuş gribi çıktığında… bütün gazeteler bizi bilgiye boğdu…
Bütün diğer salgınlardan daha tehlikeli… Dünyayı tehdit eden salgın! Gazeteler sadece bu tavukların korkunç hastalığından bahsediyordu. Buna rağmen toplam insan kaybı 10 sene de 250. Yani senede 25!Normal grip senede yarım milyon can alıyor. 25e karşı YARIM MİLYON!
Sadece bir saniye: Niçin kuş gribinden bu kadar bahsedildi?
Çünkü bu tavukların arkasında bir “horoz” vardı, büyük ibikli bir horoz. Uluslararası Roche ilaç grubu Asya ülkelerine milyonlarca doz Tamiflu sattı, Ingiltere hükümeti halkını korumak için 14 milyon doz satın aldı. Kuş gribi sayesinde Roche ve Relenza, iki büyük ilaç grubu milyonlarca dolar kar ettiler.
-Dün tavuklarla, bugün domuzlarla
-Evet bugün domuz gribi psikozu başlatıldı. Tüm dünya medyası sadece bundan bahsediyor.
-Ekonomik global krizden bahseden, Guantanamodaki işkencelerden bahseden yok!
-Sadece domuz gribinden ve domuzlardan bahsediliyor. ..
-Kendi kendime soruyorum: Eğer tavukların arkasında bir “horoz” varsa… domuz gribinin arkasında büyük bir domuz olmasın?Kuzey Amerikan Gilead Sciences Tamiflunun brevet sahibi. Bu işletmenin en büyük hissedarıysa tam bir kişilik, Donald Rumsfeld George Bush dönemi savunma bakanı., Irak savaşının stratejisti. ..
Roche ve Relenza hissedarları milyonlarca dolarlık Tamiflu satışı nedeniyle ellerini oğuşturuyorlardı r. Gerçek “Pandemie” (dünyayı etkileyen büyük salgın) çıkar salgınıdır, sağlık paralı askerlerinin çıkarları.
Çeşitli ülkelerin aldığı önlemleri inkar etmiyorum.İşte burası bam teli (tecüme edenin düşüncesi) Eğer domuz gribi söylendiği gibi gerçekten dünyayı tehdit eden büyük bir salgınsa (pandemiyse) dünya sağlık örgütünün başındaki o kadar bu hastalıktan tedirgin oluyorsa(Margaret Chan adında bir çinli) neden o zaman bu hastalığı dünya sağlığını tehdit eden bir hastalık olarak ilan edip, hastalığa karşı savaşmak için jenerik türevlerinin üretilmesini önermiyor?
Rocheve Relenzanın brövelerinin iptalini isteyip yerine her ülkenin kendi üreteceği jenerik türevlerini üretmiyorlar?
Bu mesajı mümkün olduğu kadar çok insana iletiniz aynı hayat kurtaran bir aşının iletimi gibi?herkes bu büyük salgının arkasındaki gerçeği görsün. Çünkü medya sadece kendi sponsorlarının haberlerini veriyor.Dr. Carlos Alberto Morales Paitán, Pérou
Türkçe tercüme:xerxesgunes
hepimiz risksiziz
istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, kendisini risk grubunda görmediği için domuz gribi aşısı yaptırmayacağını söylerken, “Ben kar yağarken bile iç çamaşırı giymem” dedi, daha sonra sözlerine kendisi de kahkahalarla güldü.
+1
Polis Yolu Açmadı, Biber Gazından Etkilenen Bir Kişi Öldü
Taksim’deki imf ve Dünya Bankası protestolarına polisin müdahalesinin ardından başlayan olaylar sırasında kalp krizi geçiren ishak Kalvo kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Görgü tanıkları, fenalaşan Kalvo’nun içinde olduğu taksinin Taksim İlkyardım Hastanesi’ne gitmeye çalıştığını fakat Sıraselviler caddesine barikat kuran polisin buna izin vermediğini bianet’e anlattı. Buna göre bir süre sonra gidecek yol bulayınca aynı yere gelen taksinin geçmesine polis yine izin vermedi. Ardından gazetecilerin durdurduğu bir ambulansa bindirilen Kalvo o sırada yaşamını yitirdi.
ve bunun üzerine göstericilere polisle birlikte saldıran bir halk var. ve yine tekrardan “her halk layık olduğu şekilde yönetilir“
ceylan önkol
diyarbakır lice ilçesinin şenlik köyünde yaşıyordu. 12 yaşındaydı. güvenlik güçlerinin attığı havan topu mermesiyle öldü. satır aralarında ve 3. sayfalarda kaldı.
akıllı ol kevin!
CHP lideri Baykal’ın “açılım” eleştirilerinden Kevin Costner da nasibini aldı. Baykal, demokratik açılım çalışmalarını desteklediği açıklanan ve AKP kongresine davet edilen Costner’a, “Sen çık artistliğini yap” diye seslendi.
bayağı bir sitcom halini almaya başladı iyicene siyasetimiz

