Draje 1 yaşında

draje dergi 1inci yaşını kutluyor. İyi ki doğdu diyoruz. Bu sayıda bize de ufak bir yer ayırmışlar. Benden yazı istemişlerdi etilen için ama iş güç derken unutmuşum çok özür diliyorum kendi sahamda olmanın rahatlığıyla :) 14. sayfadayız ama bu ilk 13ü atlamanızı gerektirmez. ellere sağlık nice sayılara draje.

Narsist draje

{ 1 yorum }

kırık çizgi ychorus röportajı

Ychorus ta kırık çizgi röportajı var.

http://ychorus.blogspot.com/2010/01/krk-cizgi-roportaj.html

{ 1 yorum }

yorgunluk hayatımızın lanet olası omurgası gibi.. kişisel paylaşım yok, geniş mutlu aileler yok, duvarlarını kırmızıya boyayabileceğimiz teraslı evler, keyif aldığımız, kendimizi tam hissettiğimiz, yarı zamanlı olmasına rağmen süper para kazandıran işler yok.. hayalini kurduğumuz herşey iyi kurgulanmış eğlenceli bir hollywood dizisinde veya bir italyan filminde sıkışıp kalmış. elimizde olansa hava karardıktan sonra otoyolda 120yle makaslayarak gitmek, sola sağa tekrar sağa, refleks herşey.. bir nokta olmalı ulaşılacak, dinlenilecek, ailene, birlikte büyüdüğün arkadaşlarına döneceğin, onlarla ne kadar gurur duyduğunu, mutlu olduğunu yüzlerinizde olgun bir gülümseme ve birer kadeh şarapla anlatabileceğin, belki ufak hediyeler, tamamlanmışlık.. geç kalma, yetişememe hissi olmadan.. yok işte.. büyümenin, sorumluluk almanın bu olduğuna inandırıldık çünkü..erkenden yaşlanan ruhlar.
yılların muamması, yaşlanmak..nerde başladık emin değilim hala.. klişe cümlelerin ne kadar da doğru olduğunu tekrar tekrar farketmeye başladığın noktada mı?? hayat gerçekten biz yarın için planlar yaparken başımızdan geçenler mi?? hala ümit var mı? ya da uğrunda çabaladıklarımıza eriştiğimiz o büyük gün, o hayalleri kurmuş olan kızdan eser kalacak mı?
yorgunluk, sırtımızdaki kambur.. istediklerimiz elde edebilmemiz için ödememiz gereken bedel, yol haritaları, kılavuzlar, sorumluluk ve sorumsuzluk.. herşey bittiğinde.. ya da boşver o kadar ileriyi, uyuduğumuzda elimizde ne var?? sinyallerden, farlardan bulanmış gözler, hızla akan gün içerisinde unutulduğu hatırlanan ayrıntılar.. bedeni şarj etmekten uzak, huzursuz uykularla kaçırdığımız hayat..
durmak istiyorum artık..
sağlamlaştırmaya çalıştığımız kavramlar, sevdiklerimizle oynadığımız güven oyununda düşen salak olmayacağımızı bilmek, aynı zamanda kimseyi bilinçli düşürmemek.. safety net.. sabah erken yapılan kahvaltılar, güneşi yüzümde hissettiğimde gözlerimi kısıp küfrederek gözlüğümü aramamak, kocaman, bitmeyen bir gün için iş dışında planlar istiyorum.. bu yorgunluk ruhumda kemikleşmeden önce çıkıp kurtulmak..
boktan şişko noel baba ya da karma..her ne ise.. yeni yıldan, yeni yıllardan tüm istediğim bu.. kanımdan bu şehrin, bu yılların, bu zehrin temizlenmesi ve kendi halime, kendi aileme, kendi seçtiklerime bırakılmak..
çok şey mi??

{ 1 yorum }

Anti-otoriter yayın, Asiye’nin 2. Çıktı!

Anti-otoriter haber, yorum ve tartışma dergisi Asiye’nin 2. sayısı çıktı, çıkıyor!

Sınıf savaşımı, doğa savunma ve hayvan kurtuluş mücadeleleri, kadın ve LGBT direnişleri, hükümetler, devletler ve faşistlerle tutuşulan kavgalar, tutsaklarla (sağlıklı veya hasta) dayanışma, Kürt direnişi, serhildan ve anarşistler, Direnistanbul raporu, domuz gribi, çalışmaya karşı genel greve, anarşizm ve grev, Venezüela?ya dair anarşist bakış, taş atan çocuklar, Chavez’in soytarısı Chomsky, İranlı eşcinseller, Fransa’dan güncel rapor; squatlar ve mekanlar, 90′larda Kürdistan’da çocuk olmak, Zeynep Celalyan yaşayacak, Soru(n)mlu vatandaş ve belediyeler, hayvan hakları ve yeni aydınlanma, Anarşist hareket, 2/5 BZ, Devlet-Ordu-Polis-Faşist terörü, doğanın yanıtı ve çöküşün semptomları, çevre STK’ları ne yapmak istiyor?, Bilginin toplumsallaşması ve okulsuz toplum mücadelesi, kentsel dönüşüm başka bir sürgün ve reklamlar….

Derginin basılı kopyaları şimdilik İstanbul’da aşağıda adı yazılı olan mekanlarda mevcut…Özellikle başka illerde derginin dağıtımını yapacak gönüllü arkadaşlar arıyoruz. Keza İstanbul’da dergiyi rahatlıkla koyabileceğimiz gözümüzden kaçan yerler varsa, lütfen tavsiye ediniz. Bunun için bizimle irtibat kurunuz. Herkese yetecek kadar dergimiz var.

Ne yazık ki, bunun bir de ceremesi var: 3 TL ?

İrtibat: aforumiletisim@gmail.com
http://www.internationala.org

KADIKÖY / İstanbul

Mephisto Kitabevi
Caferağa Mah. Muvakkithane Cad. No: 5
Kadıköy - İstanbul

Khalkedon Kitabevi
Caferağa Mah.Sakiz sok. No:12 A
Caferağa Spor Salonu Karşısı Bahariye/ Kadıköy

TAKSİM / İstanbul

Amargi Feminist Kitabevi
Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No: 16 Beyoğlu-İstanbul

Mephisto Kitabevi
İstiklal Cad. No.125 Beyoğlu - İstanbul

Semerkant Kitabevi
Süslü Saksı sok.

Simurg Kitabevi
Büyükparmakkapı Sok.

AVCILAR / İstanbul

Birarada Kafe
Marmara cad., Ozan Bağcılar İş Hanı, Kat:1 - Avcılar - İstanbul

Antalya
Kitap Kurdu Sahaf (valiliğin karşısında)
Nabu Sahaf (valiliğin karşısında)

Mersin
Ütopya Kültür Merkezi

Eskişehir

Şimdilik zattirizat@riseup.net adresine e-mail atarak ulaşabilirsiniz.

{ 1 yorum }

revolutionary road..

yaşamayı hissetmeye bir adım kala vazgeçmek. sırf bildik diye sorumluluk ve büyümekle özdeşleştirilen kurulu umutsuzluk sistemlerini terkedememek. dizgenin dışına çıkamamak. düzgün insanlar olamama kaygısı.

sürüden afaroz edilmemek uğruna, hayatın boyunca normların içinde kalmaya çabalasan dahi hep bir tatminsizlik noktası bulabilecek yakın-uzak insanlarla aynı toplum içinde anılabilmek adına.. ortalama zeka kapasitesinin altında bir sürü insan arkandan dedikodu yapmasınlar diye (they will do that anyway), dedikodun yapılacaksa bile paranın, eğitiminin parlaklığının, işinin güzelliğinin kıskanılmasından olsun, aman..

herşeyden önce aileni onurlandır..
bir kafes çiz kendine ve ekonomik hedefler koy. hayatını yönettiğini zannederken aslında yönetenin binlece yıldır değişen, evrilen toplumun iradesi ve değerleri olduğunu unut. bırak seni sürüklesin, yıllar geçtikçe günü kurtarma çabanı az biraz çakalca oynadıysan sana sunulan evler, yepyeni arabalar, mobilyalar, gazetelerdeki seyahat sayfalarından çıkılacak tatillerle gururlan..

hafif sıradışı olduğunu hissetmek istersen eğer, tatiller sekmesini sahil şehirlerindeki 5 yıldızlı otellerle değil bolivya veya madagaskarla değiştir. YETERİNCE ilginç olur. fazlası da gerekmez zaten.

çoluk çocuğa karış, bir an önce, bir an önce. seni binbir zorlukla yetiştirmiş anneciğinin arkadaşların ve üst kat komşun hanife teyzeyle ortak noktası bu beklenti işte.. hanife teyzenin ne işine yarayacaksa senin bir bebeğinin olması?? bekliyor işte, öyle..

çoğalmak kadar doğal bişeyi bile içgüdülerimizle değil o anki şartlarımızla, planlarımızla şekillendirmek zorundayız. gelecek (??) sunabilmek adına, çok acı..

“paris olması önemli değil, yeter ki bir yer olsun”

hayal kurma ve inanma yeteneğimizi yalnızca bildik olduğu için içinden çıkmaya korktuğumuz şartlarda yitirmemeliyiz.  yerse..

ardında sadece ışıl ışıl bi ev bırakmak istemeyenler için decoder tadında filmlerden, izleyin, izletin, dersler çıkarın, nebiliyim..

{ 0 yorum }

şans

süvarı alayımız o sabah erquelinnes köyü’ne girmişti. savaş sabah 11′e kadar devam etti. saat 11:15′te hala gelişigüzel ateş etmeye devam eden alman makineli tüfekçiyi susturduk. aslında I. dünya savaşı biteli 15 dakika oluyordu: ama başka seçeneğimiz yoktu. belki saati yanlıştı. herhalde savaşta son öldürülen alman oydu. şansı yokmuş.

{ 2 yorum }

eroin güncesi

otoriteden, faşistlerden, polisten , zabıtadan korkmayız; sadece ve sadece kendi beyin hücrelerimizden korkarız. gri hücrelerimizi zaptetmek, sakinleştirmek için uğraşırız. havalandırmalı yerleri sevmeyiz. üç öğün yemek yemeyiz. 40 cc su yeter bize, çok sık yıkanmayız, ama kokmayız da. kedi köpek besler , onlara da kafa yaptırırız. dans ederken birbirimizi ezeriz. güzel söveriz , terminolojimiz geniştir. sigara dumanını içimize kadar çekeriz. aklımız bel altına kaymayacak kadar yukarda takılır. acı eşiğimiz yüksektir. şişe bira içer, etiketini yırtarız. meslek odamız, sendikamız, grev hakkımız yoktur. tırnaklarımız ve saçlarımız uzun ve kirlidir. yazın bile uzun kollu giyeriz. nöbetci eczaneleri muhakkak biliriz. cocukları, delileri, tinercileri, dilencileri, cingeneleri severiz. tekel’e cok şey borçluyuz , ama tekel bize daha çok şey borçlu. wc’ye giren arkadaşımızı bir daha göremeyebiliriz. sevgi denildiğinde kitleniriz. ’size söylüyorum, biz ölmeyiz’ diye şarkılar söyleriz. insana ait olan hiçbir şey bize yabancı değil, hele ölüm hiç değil. günaydın, tünaydın, hanfendi, beyfendi, rica etsem gibi kelimeleri yaşamayız. öbür taraf varsa, orda muhteşem konserler olmalı, morrison, hendrix, cobain bizi bekliyor. ayık ya da değil, yaratıcıyız ama cesedimizle bile baş edemeyeceksiniz. vergi ödemez, oy vermez, fiş almayız; çünkü hiçbir torbacı yazar kasa kullanmaz. kısacası milyonlarcası ölmüş gri hücrelerimizle bile sizden çok daha farklıyız… kanat güler

{ 10 yorum }

Bukowski, şiir üzerine

Bukowski’nin şiir üzerine bir televizyon röportajı. Çeviri benim, sıkıldığım kısımlarını atladım. bu da orjinali.

http://www.youtube.com/watch?v=r1e5Jeh2Fk0

“Şairleri okumak olabilecek en sıkıcı şeydi. Hatta eski büyük romancıları bile. Dedim ki, “Tolstoy özel olmalı” yatağa yattım, Savaş ve Barış’ı okumaya başladım. Okudum, okudum, dedim ki, “savaşla barışın özelliği nerde?” Gerçekten anlamaya çalıştım. Ve eski büyük şairler. Onların işlerini de okudum. Elime başağrısıyla can sıkıntısından başka bişey geçmedi. Dedim ki, “burda bir numara dönüyor, bu hakiki değil. bu gerçek değil, bunlar iyi değil.”

okumaya devam et »

{ 0 yorum }

Manzara-ül Cedid Osmanlı Republic

Ahmet Türk ev arıyor. Apartman ‘hiçte sakin olmayanlar’ı istemezük onu diyorlar. Türk misapirperverliği. 5 yaşında olsaydım inanırdım. Süper Türk, böyle pelerinle uçuyor vs.

Fatih Altaylı diyor ki, ” e hepimiz bebekken donumuza doldurduk, Einstein’da doldurdu ,peygamberler de doldurdu, yapacak birşey yok” Karşısında Emre Kongar. Emre Kongar , ”evet fatihçim haklısın , ben doldurdum küçükken ”deseydi…Aman yarabbi!

” Vatandaş soruyor, başkanım ne varmış kozmetik odada?” diye, diyor Bülent Arınç.

Tekel yan gelip yatma yeri değildir

Ayrıca jean claude van damme fanıyım 16 yıldır.

{ 0 yorum }

Avatar; en yüksek bütçeli ucuz film…

James Cameron’dan 2.5 saatlik klişeler geçidi. Kızılderili ya da Afrika yerlisi katliamının alegorisini yapıyor. … güzel. Farklı iki kültür, birbirlerine uzaylılar gibi yabancıdır altmesajı?.. pekiyi. başlıyoruz. ama ilk yarım saatten sonra ne oluyor? ilkkan tarzı asimetrik dövüş, kan sporu tarzı intikam, diehard ve independence day tarzı aksiyon filmi izliyoruz.

Mavi adamları ilkel şamanik kültür biçiminde İnsanla doğa arasında ruhsal bir bağlantı olacağını kimseye yediremeyeceği için James Cameron, gezegenin bütün yaratıklarından fiberoptik kablolar çıkarmış. onları birbirine iliştirip anlaşıyorlar.

2 boyut yetti, 3 boyut olsaydı kusardım herhalde. Baktım sonunda Diehard/LethalWeapon çizgisinde bir esas oğlan-başkötü dövüşü yaşanacak, sonunu izlemeden kapattım.

{ 12 yorum }

yaşasın modern yaşam

Aşıkların elinden sazlarını alıp, gitarlar tutuştururlar. Türküleri unutturur, tatsız tuzsuz Halukleventler, Cemkaracalar, Barışmançolar yaratırlar.

Malraux bir kitabının bir yerinde diyordu ki, “eşitlik olamaz peşinde olduğumuz, üstte olanın alttakiyle eşit olmayı kabul etmesi değil. şu fransızların bulduğu gibi birşey olması lazım… kardeşlik!”
okumaya devam et »

{ 0 yorum }

Na-Mekan

Aklımızdan geçen ilk düşünce ?? her zaman bi yere gidip bir şeyler alıyoruz ?? onun yerine hem kendi yerimiz olsa hemde alacağımız şeyi ordan alırız hem kim rahat konuşma imkanına kavuşur daha kolay bir şeyler üretebiliriz olmuştu ?
Aradık alsancak olsun istedik İzmir e gidilecek başka bi yer olmadığından. Alsancak da bulduk sonra orasını yapamadık başka bi yere gittik orayı tuttuk . . . çay ocağı olsun istedik hem herkes içiyor hemde ucuz diye , umudumuz içinde çeşit çeşit çayın bulunabileceği kolektif bi yer olması idi .. kolektif çalışarak bir şeyleri beceremeye çalışıyoruz ? lavabomuzu kendimiz yaptık ? eksiklerimizi tam olarak tamamlayamasak da kolektif olarak herkesin katılımı ile hemen bitirebileceğimizi biliyoruz ? anti ? otoriter , anti ? faşist , anti ? seksist yerimizi herkesin katkılarını sonuna kadar sürecek şekilde hep birlikte açmak istiyoruz . . . Çay Evimizin ismi Na ? Mekan 19 aralık cumartesi saat 15:00 de açılıyoruz , katkısı , önerisi , çay içmek isteyeni… herkesi bekliyoruz ?herkesle paylaşmanız ile ?

Dayanışma Bizim Silahımızdır.

NAMEKAN is going to open on this saturday in İzmir / Turkey(19.12.2009)!!! It’s a place where is anti-autoriterian, anti-sexist, anti-racist/nationalist can meet for solidarity. please share this information all activist friends&comrats

Solidarity is Our Force!!!

1461 Sokak No:2/A Alsancak/Izmir

Görsel eklemek için izniniz yok diyor. BU konuya bir el atılırsa çok sevinirim gerçekten. Na-Mekan’ın tasarımını koyacaktım.

{ 0 yorum }
dahke numero sekiz